Blog Single

01 Tem

Sanal gerçeklik nedir? Nerelerde kullanılır?

Sanal gerçeklik nedir? Nerelerde kullanılır?

sanal-gerceklik-nedir

Teknoloji geliştikçe hayatımıza giren yeni nesil ürünler bizlere pek çok alanda farklı deneyimler yaşatıyor.

Eğlence, alışveriş, sağlık, eğitim ve daha saymadığımız diğer  tüm alanlarda teknoloji hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi bile. Elbette yararlı bir çok yönü olan teknolojinin bir o kadar da zararlı yönleri bulunuyor. Temelde teknoloji bizim onu kullanmamız ile doğru orantıda bir fayda sağlıyor bizlere.

Yeni çağın popüler ürünleri arasında olan Sanal Gerçeklik Teknolojisi bizlere eşsiz deneyimler sunan bir yenilik olarak karşımıza çıkıyor.  Örneğin çocuğunuzun okulda tarih dersi aldığını varsayalım. Konunun ise İstanbul’un Fethi olduğunu düşünelim.

Hoca bu savaşı ne kadar detaylı anlatırsa anlatsın bu, çocuklar için belli bir yerden sonra çok sıkıcı hale gelmeye başlayacaktır.

Konu mümkün olduğu kadar hikayeleştirilse bile etkisi yine çok fazla öteler gidemeyecektir. Ancak hikayeler görselleştirildiğinde örneğin 18 Mart Çanakkale Zaferi’ni anlatan Çanakkale Geçilmez animasyonlu çizgi filmi hepimizin hafızasında bir yer etmiştir. Çünkü görsel hafızamız diğer tüm hafıza türlerinden çok daha fazla etkiye sebep olur.

Okul dersine geri dönecek olursak, önceden tasarlanmış sanal bir ortamda daha doğrusu bir gözlüğün içinde dış bağlantınızın kesilerek o ortamda olduğunuzu farz edin. Bu şekilde tasarlanmış olan ortamlarda bulunmak o olayı öğrenmek için ne kadar büyük bir etkiye sahip olurdu değil mi?

İşte sanal gerçeklik gözlükleri sizlerin mekandan bağımsız bu deneyimleri yaşamanıza yardımcı olan teknolojik ürüne verilen isimdir.

Şimdi gelin hep birlikte sanal gerçeklik teknolojisini ve bu teknolojinin ürünü olan sanal gerçeklik gözlüklerini birlikte inceleyelim.

Sanal Gerçeklik Nedir?

sanal-gerçeklikSanal gerçeklik terimi insanların orada olma hissini yaşadığı bilgisayar temelli 3 boyutlu ortamlar için kullanılır. Kullanıcılar, çeşitli çevre birimleri aracılığıyla sanal ortamlara dahil oluyor. O ortama girdiği andan itibaren kullanıcının gerçeklik ile bağlantısı kopuyor ve tamamen sanal gerçekliğin yaratıldığı ortamda olma hissini yaşıyor.

Kullanıcıların bu deneyimi “gerçekten” yaşayabilmesi için, sanal gerçeklik tasarımlarının kusursuz olması gerekir; aksi takdirde yaratılan zayıf “gerçeklik hissiyatı” kullanıcının bu deneyimi tam olarak yaşayamamasına neden olabilir.

Sanal geçeklik ortamları, katılımcı üzerinde yarattığı gerçeklik hissiyatının seviyesine göre farklılıklar gösterir;

  • Kısmi Katılımlı Ortamlar:  Bir takım fiziksel unsur ve sanal imgelerin bir arada kullanılmasını gerektiren bu ortam, katılımcıya, gerçek dünya ile ilişkisini bütünüyle koparmadan bir gerçeklik hissiyatı yaşatır. Bu ortama uçuş simülatörlerini örnek gösterebiliriz. Uçuş simülatörlerinde, geniş bir ekrandan yansıtılan sanal imgeler ve pilot kabini gibi fiziksel unsurlar bulunur. Katılımcı, bu ortamda herhangi bir sanal gerçeklik cihazı kullanmaya ihtiyaç duymaz.
  • CAVE – Tam Katılımlı Ortamlar:  CAVE, “Computer Assisted Virtual Environment / Bilgisayar Destekli Sanal Ortam” için kullanılan bir kısaltmadır. Bu ortamda, katılımcının tüm duyusal algılarına hitap edilir ve katılımcının tabiri caizse “kendinden geçmesi” hedeflenir. Farklı amaçlar için değişik kurulumlara rastlansa bile tipik bir Cave sistemi;  duvar ve zemin projeksiyonu, farklı açılardan ses/müzik yayını yapan hoparlörler ve algılayıcılardan oluşur. Kasklı ekran (Head-Mounted Display/HMD) ve dermal-dokunsal  algı cihazı (joystick, eldiven vb…) gibi çevre birimleri, katılımcının bu ortam ile bütünüyle etkileşime girmesine yardımcı olur.
  • Ortak (Çoklu) Katılımlı Ortamlar:  İsminden de anlaşılacağı gibi bu ortamlar, bir çok katılımcının birbirleriyle etkileşime girmesine olanak sağlayan geniş sanal evrenlerdir. Bu ortam eğitim, mimarlık, tıp, sanat, mühendislik gibi farklı disiplinlere ait insanların fikir alış-verişinde bulunmalarına olanak sağlıyor. Örneğin; kişi eğer sanal ortama bilgisayarı üzerinden katılım gerçekleştiriyorsa bu eylem ortak katılımlı ortama dahildir.

Donanım ve yazılım geliştiricilerinin sayesinde giderek daha çok alanda hızlı birer deneyim sunacak bu teknoloji geleceğimizi etkileyecek güçlü faktörlerden. Şimdi bile eğitimden, sağlığa, otomotivden, endüstriye pek çok alanda akıllı ekran ve gözlükler aracılığıyla yavaş yavaş sanal gerçekliği deneyimlemeye başladık.

Çıkış alanlarından olan savunma ve eğlence sektörleri ise bir yandan başı çekiyor. Bu alanlarda insanı yapabilecekleri açısından zenginleştiren, hayatı kolaylaştıran ve benzersiz çözümlerle yenilikçi uygulamalar ortaya çıkıyor. Hedeflenen deneyimlere daha doğrusu bilgiye ulaşmanın günümüzde en yaygın ve kolay yolu olan cep telefonları sayesinde yapacaklarımızın sınırlarını aşmak oluyor. Mobil erişim ve internet, sıradan kulaklık ya da gözlüğün içine sığdırılarak bilim yaşamımıza daha da dokunuyor.

SENSORAMA

Sanal gerçeklik fikri, ilk kez 1962 yılında Morton Heilig (günümüzün multi-medya uzmanı) tarafından; görme, işitme, koklama ve dokunma duyularımıza hitap eden Sensorama adında bir makine olarak ortaya çıktı.

sensoromaTiyatroyu bütün duyularımızı kapsayan ve harekete geçiren bir aktivite olarak gören Morton Heilig, izleyicinin ekran başında ya da sahnede gerçekleşen olayları hissedebilmesini düşlüyordu.

Geniş açılı 3B stereoskopik görüntü, vücut sarsma mekanizması, stereo ses çıkışı ve aromatik koku salınımı gibi özelliklere sahip olan Sensorama, geliştirildiği yıl itibariyle seyirciyi filmin içine dahil etmek için her türlü donanıma sahipti.

Heilig, ne yazık ki değeri sonradan anlaşılan Sensorama için finansal bir destek bulamadı ve düşünü rafa kaldırmak zorunda kaldı.

 

 

 

 

 

Sanal Gerçekliğin Gelişimi

Son 10 yılda gelişen diğer önemli VR uygulaması ise araç camlarına gömülü bilgi ekranlarıdır. Bu çeşit ekranlar, “Heads Up Display — HUD” olarak da biliniyor. Bu ekranlar sayesinde önemli gösterge bilgileri, gözlük gerektirmeden aracın ön camı hizasında gösterilebiliyor. 2000’li yıllarda mikroelektronik, mikromekanik ve mikrooptik teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde algılayıcılar ve bilgisayarlar küçüldüler ve çok daha fonksiyonel hale geldiler. Yeni insan-bilgisayar etkileşim tabanı olan akıllı telefonlar bu gelişmeler sayesinde ortaya çıktı.

Benzer şekilde giyilebilir cihazlar da daha akıllı olmaya ve küçülerek yavaş yavaş gözlük şekline gelmeye başladılar. Bunun ilk örneği ise Google firmasının ürettiği Google Glass oldu.

Bu çok heyecan verici teknolojik gelişmeler neticesinde, önümüzdeki yıllarda giyilebilir sanal ve artırılmış gerçeklik (VR, AR) gözlüklerin akıllı telefonların yerini alarak veya onlara eşlik ederek yeni bir bilişim devrimi başlatacağı ve geleceğin insan-bilgisayar etkileşiminin gözlük üzerinde olacağı düşünülüyor.

Sanal gerçeklik gözlüğü (VR gözlük) nedir?

Sanal gerçeklik gözlüğü , günümüzde yaygın olan LED , LCD , Plazma gibi teknolojiler ile üretilmiş telefon , bilgisayar ve diğer birçok aygıtın ekran görüntüsünü daha gerçekçi göstermek , göz yanılmaları ( hileleri ) sayesinde görüntüyü daha gerçekçi olarak algılatmak için tasarlanmış teknolojik gözlüklerdir.

Bazen bir karton ve bir gözlük çerçevesi ile bazen de Oculus,LG,Samsung,Google,Sony gibi dünya devlerinin ürettiği sanal gerçeklik gözlükleri ile telefonlarımızda bir filmi izlerken , oyun oynarken veyahut televizyon ekranında 3D bir film seyrederken , izlenilen görüntüyü daha gerçekçi algılama sağlanabilir ve izlenilen şeylerden daha fazla zevk alınabilir.

Artırılmış veya sanal gözlük alanlarında söz ettiğimiz büyük hayallerin gerçekleşmesi için tüm dünyada bilim adamları, mühendisler ve bilgisayar programcıları yoğun şekilde çalışıyorlar. Bu bağlamda son 5 yıl içerisinde öne çıkan uluslararası şirketler arasında Google, Facebook-Oculus, Microsoft, Intel, Magic Leap, ve Nvidia gibi teknoloji devlerinin yanı sıra bu alanlarda yazılım ve donanım ürünleri geliştirmek üzere kurulan onlarca yeni şirket, bir çok üniversite ve araştırma grupları da bulunuyor.

Bu gibi şirketler tarafından üretilen sanal ve artırılmış gerçeklik gözlükleri ve yazılımları giderek daha da çok kullanıcıya ulaşıyor.

Ülkemizde de bu konuda Koç Üniversitesi Optik Mikrosistemler araştırma laboratuvarında donanım konusunda yapılan çalışmalar ve bir çok firmada yapılan yazılım ağırlıklı çalışmalar öne çıkıyor.

Gelecekte eğitim, sağlık, otomotiv, endüstriyel üretim, savunma ve eğlence sektörlerinde hayatımızı kolaylaştıran ve zenginleştiren yeni çözümler ve uygulamalar hedefleniyor. Böylelikle bilgiye ulaşmanın günümüzde en kolay yolu olan cep telefonları ve internet, gözlüklerimizin içerisine sığabilecek ve gelişmekte olan yapay zeka bilimi sayesinde bu gibi gözlükler bizlerin her konuda kişisel danışmanı olabilecek.

Bu yazımızda sanal gerçeklik teknolojisinin ne olduğunu ve nerelerde kullanıldığını inceledik. Bir başka yazımızda görüşünceye dek. Esen kalın…

Related Posts